insan bazen çok sıkılıyor.
çok bunalıyor.
çok yalnızlaşıyor.
çok çocuklaşıyor.
oysa etrafında kalabalık bir insan topluluğu vardır.
ama o tek bir kişiye ihtiyaç duyuyor.
tek bir kişiyi istiyor.
tek bir kişiyle olmak, tek bir kişiyle yaşamak istiyor hayatı.
zaman zaman olur hepimize.
en yakınımızdakilerden bile uzaklaşmak isteriz.
hissizleşiriz.
vurdumduymaz oluruz.
görmemezlikten geliriz.
tat alamayız hiçbir şeyden.
vesaire, vesaire...
en iyisi ne yapalım biliyor musunuz?
bir cezveye su koyalım, kahve yapalım.
bir de alalım sigaramızı.
sonra değmesinler keyfimize...
ben mesela, yazarım mesela. yerlere göklere sığamıyorum.
İzleyiciler
19 Ekim 2012 Cuma
26 Eylül 2012 Çarşamba
iyi bir okul kazan, sonra rahatlarsın.
merhabalar.
evet sayın okuyucular,
bugünkü konumuz: "anadolu lisesine kapağı at, gerisi kolay" ve "iyi bir üniversiteye kapağı at, gerisi kolay"
vakti zamanında oks'nin son mağdurlarından biri olarak çokça duyduğum bir cümle: "bak bu sene sık dişini, anadolu lisesini kazan, sonra istediğin kadar yatarsın."
evet, dişimi sıkıp çalışmasam da bir anadolu lisesine girdim ve istediğim kadar yattım; çünkü sözel bölümü öğrencisiydim fakat eşit ağırlık ve sayısal öğrencileri benim, bizim kadar şanslı olamadılar. oysa onlara da "anadolu lisesine kapağı at, gerisi kolay." dendi.
fakat hiçbir şey kolay olmadı;
onlar iyi bir üniversiteye kapak atıp rahatlamak(!) için günlerce ders çalıştı,
onlar sınavlara haftalarca çalıştı,
onlar iyi notlar alabilmek için geceleri uykusuz kaldı,
onlar gece ders çalıştıkları için sabah derslere geç kaldı, otobüsü kaçırdı, derste uyukladı vs.
geldi son sene...
son sene de bizlere "iyi bir üniversiteye kapağı at, sonra rahatlarsın." dendi.
istanbul üniversitesi de dünya'nın en iyi 500 üniversitesi arasına 8 kez girmiş bir üniversite olarak iyi bir üniversiteye kapak atmak için ideal bir üniversitedir herhalde diye düşünüyorum.
yani demem o ki, iyi bir üniversite kazandım.
fakat...
gelelim "...sonra rahatlarsın" konusuna:
şahsen ben ilk günden sıkıldım,
ilk günden yoruldum,
ilk günden bunaldım,
ilk günden zorlandım,
ilk günden sinirledim,
ilk günden moralim bozuldu,
ilk günden duvarlara tekme atasım geldi,
ilk günden saç yolasım geldi,
ilk günden ağlayasım bile geldi.
daha ilk günden böyleysem 4 sene nasıl geçer, hiç bilmiyorum.
umarım yeni bir ortam, yeni bir hayat, yeni bir sergüzeşt olduğu için alışma stresindendir bunlar.
ama yine de iyi bir üniversiteye kapak atıp daha sonra rahatlayacağımı hiç sanmıyorum.
bunun daha sonra yüksek lisansı var, masterı var, doktorası var, bilmem daha daha nesi var.
bunlar bittikten sonra iş bulması var,
iyi bir eş bulması var,
ev geçindirmeyi bilmesi var,
var oğlu var.
yani kısaca daha sonra rahatlamak diye bir olay yok kardeşim.
ülkemizde temmuz 2012 tarihinde diplomalı işsiz sayısı 467 bin bir kere.
sen üniversiteyi kazanıp sonra rahatlamayı daha çoook beklersin.
saygılar efendim.
evet sayın okuyucular,
bugünkü konumuz: "anadolu lisesine kapağı at, gerisi kolay" ve "iyi bir üniversiteye kapağı at, gerisi kolay"
vakti zamanında oks'nin son mağdurlarından biri olarak çokça duyduğum bir cümle: "bak bu sene sık dişini, anadolu lisesini kazan, sonra istediğin kadar yatarsın."
evet, dişimi sıkıp çalışmasam da bir anadolu lisesine girdim ve istediğim kadar yattım; çünkü sözel bölümü öğrencisiydim fakat eşit ağırlık ve sayısal öğrencileri benim, bizim kadar şanslı olamadılar. oysa onlara da "anadolu lisesine kapağı at, gerisi kolay." dendi.
fakat hiçbir şey kolay olmadı;
onlar iyi bir üniversiteye kapak atıp rahatlamak(!) için günlerce ders çalıştı,
onlar sınavlara haftalarca çalıştı,
onlar iyi notlar alabilmek için geceleri uykusuz kaldı,
onlar gece ders çalıştıkları için sabah derslere geç kaldı, otobüsü kaçırdı, derste uyukladı vs.
geldi son sene...
son sene de bizlere "iyi bir üniversiteye kapağı at, sonra rahatlarsın." dendi.
istanbul üniversitesi de dünya'nın en iyi 500 üniversitesi arasına 8 kez girmiş bir üniversite olarak iyi bir üniversiteye kapak atmak için ideal bir üniversitedir herhalde diye düşünüyorum.
yani demem o ki, iyi bir üniversite kazandım.
fakat...
gelelim "...sonra rahatlarsın" konusuna:
şahsen ben ilk günden sıkıldım,
ilk günden yoruldum,
ilk günden bunaldım,
ilk günden zorlandım,
ilk günden sinirledim,
ilk günden moralim bozuldu,
ilk günden duvarlara tekme atasım geldi,
ilk günden saç yolasım geldi,
ilk günden ağlayasım bile geldi.
daha ilk günden böyleysem 4 sene nasıl geçer, hiç bilmiyorum.
umarım yeni bir ortam, yeni bir hayat, yeni bir sergüzeşt olduğu için alışma stresindendir bunlar.
ama yine de iyi bir üniversiteye kapak atıp daha sonra rahatlayacağımı hiç sanmıyorum.
bunun daha sonra yüksek lisansı var, masterı var, doktorası var, bilmem daha daha nesi var.
bunlar bittikten sonra iş bulması var,
iyi bir eş bulması var,
ev geçindirmeyi bilmesi var,
var oğlu var.
yani kısaca daha sonra rahatlamak diye bir olay yok kardeşim.
ülkemizde temmuz 2012 tarihinde diplomalı işsiz sayısı 467 bin bir kere.
sen üniversiteyi kazanıp sonra rahatlamayı daha çoook beklersin.
saygılar efendim.
21 Eylül 2012 Cuma
bir gece bir şeye sinirlenmezsem rahat edemem sanırım.
bu gece de başını kapatıp namuslu kız ayaklarına yatanlara,
başına şalı takıp boneyi takmayıp saçlarını gösterenlere,
başını kapatıp kollarını açanlara,
başını kapatıp vücut şeklini belli edecek kıyafet giyinenlere sinirlendim.
ya kardeşim, sen bir şekilde kapanmaya karar vermişsin, peki neden bunu düzgün yapmıyorsun?
senin dışarıda gezen açık saçık kızlardan farkın mı var sanıyorsun?
ya sen hangi hakla, ne cüretle böyle bir şey yapıp bütün kapalı bayanların ismini karalayabiliyorsun ki?
şu an sizin gibiler yüzünden on binlerce hakkını veren kapalı bayan saçma sapan sözlerle itham ediliyor.
sen şimdi bir şekilde kapandın, tamam.
peki neden gülhane parklarında, kayalıklarda, kafelerin ücra köşelerinde vs. elalemle fingirdeşiyorsun ki?
sen şimdi bir şekilde örtündün, tamam.
peki örtünmek ne demek düşündün mü?
sadece başına bir örtü almak mı?
ben kapalıyım diyebiliyorsan o saçının teli gözükmeyecek.
ben kapalıyım diyebiliyorsan o kolların bileklerine kadar kapalı olacak.
ben kapalıyım diyebiliyorsan dar kıyafet giyinmeyeceksin.
ben kapalıyım diyebiliyorsan o bacakların bileklerine kadar kapalı olacak.
ya çok mu zor?
allah'ın emrini göz ardı edip sözde modaya uyma çabası ne diye?
ha kur'an-ı kerim'de şöyle şöyle kapanacaksınız diye bir ayet yok.
ama orada nerelerinin gözükmemesi gerektiği apaçık yazıyor.
ya sen başını kapatmaya tamam demişsin, peki zorlamanın ne anlamı var?
böyle kızları, böyle kadınları allah ıslah etsin demekten başka yapabileceğim bir şey yok sanırım.
umarım en kısa zamanda herkes doğru yolu bulur ve kapalı bayanların isimlerinin kirlenmesine daha fazla sebep olunmaz.
18 Eylül 2012 Salı
bir takımı tutmak, o takıma gönül vermektir.
karşılıksız sevmektir.
yense de yenilse de tutkuyla bağlanmaktır takım tutmak.
her bir şeyden farklıdır.
yürek ister bir takımı tutmak.
yenilgiye uğradı diye başını yastığa gömüp ağlayabilmek ama asla umudunu kaybetmemektir takım tutmak.
bambAŞKa bir şeydir takım tutmak, tarifsiz duyguların bütünüdür.
her şeyden daha çok sevmek, daha çok değer vermektir takım tutmak.
sevgiliye, eşe, dosta, herkese tercih edebilmektir takım tutmak.
lafla değil, yürekle sevmektir takım tutmak.
oyuncu kadrosunu sayabilmek de değildir takım tutmak. çünkü futbolcuya değil; armaya, renklere aşık olmaktır takım tutmak.
yeri geldiğinde kendinden bile fazla sevmektir.
ve sarının yanına lacivert koyabilmektir bir takıma tutkuyla bağlanmak.
karşılıksız sevmektir.
yense de yenilse de tutkuyla bağlanmaktır takım tutmak.
her bir şeyden farklıdır.
yürek ister bir takımı tutmak.
yenilgiye uğradı diye başını yastığa gömüp ağlayabilmek ama asla umudunu kaybetmemektir takım tutmak.
bambAŞKa bir şeydir takım tutmak, tarifsiz duyguların bütünüdür.
her şeyden daha çok sevmek, daha çok değer vermektir takım tutmak.
sevgiliye, eşe, dosta, herkese tercih edebilmektir takım tutmak.
lafla değil, yürekle sevmektir takım tutmak.
oyuncu kadrosunu sayabilmek de değildir takım tutmak. çünkü futbolcuya değil; armaya, renklere aşık olmaktır takım tutmak.
yeri geldiğinde kendinden bile fazla sevmektir.
ve sarının yanına lacivert koyabilmektir bir takıma tutkuyla bağlanmak.
17 Eylül 2012 Pazartesi
gece gece sinirlendim yine.
ya kardeşim, milletin kendi isteği.
yıllar önce de bu ülkede ortaokulda imam hatip yok muydu?
neden o zamanlar bu kadar tepki almıyordu?
sözde müslüman olan bu ülkenin vatandaşları neden müslümanlığın zorunlu tuttuğu tesettür var diye imam hatiplere bu kadar karşı?
tamam, bir zamanlar bana da saçma geliyordu. fakat herkesin kendi özgürlüğü değil mi ya? siz neden milletin hayatına burnunuzu sokma çabasındasınız ki?
imam hatip konusu olunca bu fotoğrafı paylaşanlar:
ya kardeşim, milletin kendi isteği.
yıllar önce de bu ülkede ortaokulda imam hatip yok muydu?
neden o zamanlar bu kadar tepki almıyordu?
sözde müslüman olan bu ülkenin vatandaşları neden müslümanlığın zorunlu tuttuğu tesettür var diye imam hatiplere bu kadar karşı?
tamam, bir zamanlar bana da saçma geliyordu. fakat herkesin kendi özgürlüğü değil mi ya? siz neden milletin hayatına burnunuzu sokma çabasındasınız ki?
imam hatip konusu olunca bu fotoğrafı paylaşanlar:
bu kızlar da bu ülkenin vatandaşı değil mi?
bu fotoğraf, bu kızlar imam hatipli değil diye mi örtbas edildi?
bu fotoğraf, bu kızlar imam hatipli değil diye mi örtbas edildi?
erkeklerin dikkatini çekmek için sürekli futbolla ilgili durum güncelleyen, bağlantı paylaşan, tweet yazan kız.
nasılsın? iyi misin?
kimse ilgilenmiyor mu seninle? yoksa abinden, babandan duyduğun; internetten okuduğun haberleri kopyalayıp ya da yorumlayıp yazdığını anladılar mı?
ah kıyamam ya ben sana...
nasılsın? iyi misin?
kimse ilgilenmiyor mu seninle? yoksa abinden, babandan duyduğun; internetten okuduğun haberleri kopyalayıp ya da yorumlayıp yazdığını anladılar mı?
ah kıyamam ya ben sana...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


